İlahi !

Sen zatınla kaimsin. Sıfatlarınla ihata edensin. İsimlerinle tecelli edensin. Fiillerinle zahirsin. Senden başka kimsenin bilmediğiyle batınsın. Celalinde Teksin. Sen Bir (Vahid) ve Tek (Ahad) olansın. Ezel ve ebedde baki olmanla yeganesin. Sen sensin, sendeki vahdaniyetin içinde yeğaneliğinle Allah’sın.

Seninle beraber senden başkası, senin içinde senden gayrısı yoktur. Allah’ım! Senden, senin bekan içinde fena bulma, seninle beka bulma istiyorum, seninle beraber değil. Senden başka ilah yoktur.

İlahi! Beni huzurunda gayb et, varlığında yok et, şühudunda helak et. Beni senden koparan engellerle beni ayır. Beni seninle öyle meşgul kıl ki, beni senden alıkoyan her şeyden uzak olayım. Senden başka ilah yoktur.

İlahi! Sen gerçek varlıksın, ben ise asıl yokum. Senin bekan bizzat, benim bekam ise arazdır. İlahi! Hak varlığınla asıl yokluğuma cömert bağışta bulun ki, olmadığım zamanki gibi olayım ve sen de hep olduğun gibisin. Senden başka ilah 79 yoktur. İlahi! Sen istediğini yapansın. Bense senin kullarının içinde bir kulum.

İlahi! Beni irade ettin ve benden irade ettin. Ben irade edilenim ve sen de irade edensin. Benden muradın sen ol ki istenen sen, isteyen de ben olayım. Senden başka ilah yoktur. İlahi! Sen her gaipte batınsın, her aynde zahirsin. Doğru ve yalan her haberde işitilensin. Bir ve iki mertebesinde bilinensin. Nüzul isimleriyle adlandın. Gözlerin kırpılmasından perdelendin. Akılların idraklerinden gizlendin.

İlahi! Sıfat tecellileri hususiyetleriyle tecelli ettin. Böylece varlıkların mertebeleri çeşitlendi. İsimlenenlerin hakikatlerinin tüm mertebelerinde yüceldin. Bilinenlerin gaybi hakikatlerinin inceliklerine akıl şahitlerini belirledin. İlahi marifetler meydanına ruhların öne geçenlerini saldın. Böylece rabbani lütüflarının işaretleri karşısında önce şaşırdılar, sonra donakaldılar; onları küllilikten ve cüzilikten kaybettiğin, benlikten ve neredelikten naklettiğin, kemiyet ve mahiyetten sıyırdığın, zati irfanlarla belirsizlik marifetlerini öğrettiğin, ilahi makamlarda rabbani mütalaları serbest bıraktığın, “gayn” perdesinin kaldırılışı esnasında aradaki mesafeyi kaldırdığın zaman, “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” akışı içinde kadim düzenle düzene girdiler.

İlahi! Kaç seslenenin içinde nice kere sana seslendim ve seslenene seslenen sensin. Yalvaranların münacatları içinde kaç kere sana münacat ettim ve münacat edene münacat edensin. İlahi! Vuslat ayrılığın aynısı, yakınlık uzaklığın kendisi, ilim cehaletin yeri, marifet inkarın karargahı ise, o zaman yönelme nasıl olacak ve yol nereden bulunacak!

İlahi! Sen her kast edenin ötesindeki matlupsun. İnkarın içindeki ikrarsın. Ayrılık ve uzaklığın içindeki yakınlığın yakınısın. Vehim anlayışı istila etmiştir. Mutlu eden kimdir? Kimdir yardımcı olan? Güzellik, sensin, diyor. Çirkinlik, her şeyi güzel yaratana sesleniyor. Birincisi gayedir; seyir onun yanında durur. İkincisi, başkasının vehmedilmesi hükmüyle perdedir.

İlahi! Akıl ne zaman engellerin bağlarından kurtulacak, fikir mülahazaları ne zaman en güzelin güzelliklerini hakikatler gözünde seyredecek? Anlayış ne zaman iftira temelinden ayrılacak ve vehim ne vakit şirkin ortaklık bağlarından çözülecek? Düşünce ne zaman ayrılıkların farkından azat olacak? Güzel nefis ne zaman çürümüş ahlaktan, halkın huylarından arınacak?

İlahi! İbadetler sana yarar sağlamaz, günahlar da sana zarar vermez. Kalplerin ve perçemlerin melekutunun saltanatı senin kahır elindedir. Bütün işlerin dönüşü sanadır. İbadet edenin ve günah işleyenin bir dahli yoktur.

İlahi! Bir iş seni başka bir işten alıkoymaz. İlahi! Zorunluluk seni ablukaya almaz ve mümkünlük seni sınırlandırmaz. Müphemlik seni perdelemez. Beyan da seni izah etmez. İlahi! Tercih edilmen delille olmaz, haklı olman burhanla değildir.

İlahi! Sen ebedsin, ezelsin; bu ikisi senin için birdir. İlahi! Sen nesin, ben neyim, O (huve) nedir ve O (hiye) nedir? İlahi! Çoklukta mı seni arayayım, yoksa birlikte mi? Süre ile mi bekleyeyim seni, yoksa müddet ile mi? Oysa sen olmadan kulun bir hazırlığı da dayanağı da olmaz.

İlahi! Bekam bulmam sen de fena bulmam iledir, yoksa senin içinde mi ya da seninle mi? Yokluğum da aynı şekilde seninle tahakkuk eder. Yoksa benimle vehmedilen midir? Ya da tersi mi geçerlidir? Yoksa bu ortak bir durum mudur? Sen de beka bulmam da öyle.

İlahi! Suskunluğum bir muhafızdır ki sessizliğimi gerektirir. Sözlerim de sessizliktir ki dilsizliğimi ve her şeyde hayreti gerektirir. Oysa hayret yoktur. Allah’ın adıyla. Allah bana yeter. Allah’ın adıyla. Allah ile. Allah’ın adıyla. Allah’ın adıyla Allah’a tevekkül ettim. Allah’tan Allah’ın adıyla istedim. Yüce ve azamet sahibi Allah’tan başka güç ve kudret yoktur.

Rabbimiz! Sana tevekkül ettik. Sana yöneldik ve dönüş sanadır. Allah’ım! Senden emrinin sırrını, kadrinin azametini, ilminin ihatasını, iradenin özelliklerini, kudretinin tesirini, görmenin ve işitmenin nüfuzunu, hayatının kayyımlığını, zatının ve sıfatlarının vacipliğini istiyorum.

Ya Allah! Ya Allah! Ya Allah! Ey Evvel! Ey Ahir! Ey Zahir! Ey Batın! Ey Nur! Ey Hak! Ey Mübin!

Allah’ım! sırrımı vahdaniyetinin sırlarına has kıl. Ruhumu sıfatlarının tecellilerinin kutsiyetiyle arındır. Kalbimi ilahlığının marifetlerinin temizliğiyle temizle.

Allah’ım! Aklıma ledünlüğünün ilimlerini öğret. Nefsimi Rablığının ahlakıyla ahlaklandır. Hissimi nuraniliğinin huzurunun nurlarının yardımıyla destekle. Cismaniyetimin cevherlerinin hülasasını tabiat kayıtlarından, maddenin yoğunluğundan, mekan ve kevnin sınırlarından kurtar.

Allah’ım! Beni yaratılışımın ve ahlakımın derekelerinden hakkının ve hakikatinin derecelerine yükselt. Sen benim velimsin, dostumsun. Ölümüm ve hayatım seninledir. Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım isteriz.

Allah’ım! Bana öyle bir nazar kıl ki, onunla bütün tavırlarımı düzenle, sırlarımın seciyesini temizle. Fikirlerimin ruhlarını mele-i alaya yükselt. Onunla nurlarımın gücünü destekle. Allah’ım! Beni bütün mahlukatından gaip kıl. Beni hakkın için kendinde cem et. Beni farklılığın alemlerinde emrinin tasarruflarını müşahede etmekle koru.

Allah’ım! Sana tevessül ettim. Sana yöneldim. Senden ve senin için istedim. Hiçbir şeyde senden başkasını arzu etmedim. Senden başkasını istemem ve senden sadece seni isterim. 82 Allah’ım! Bunun kabul edilmesi için en büyük vesileye, en büyük fazilete, en yakın sevgiliye, veliye, dosta Muhammed Mustafa’ya, razı olunmuş safiye, seçilmiş Nebiye (Allah’ın salât ve selamı üzerine olsun) tevessül ediyorum. Onun vesilesiyle senden, ona ebedi, daimi, kayyumi, ilahi ve rabbani salâtını iletmeni istiyorum. Öyle ki bunda Onun kemalinin aynını göster, zatının marifetlerinin aynında beni yok et. Onun ehlibeytine ve ashabına da salât ve selam olsun. Buna dair hükümranlık senin elindedir. Yüce ve azamet sahibi Allah’tan başka güç ve kudret yoktur. Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.

Muhyiddin İbnü’l Arabi