Allah’ın, üzerine farz kıldığı ibadetlere devam et. Farzlar arasındaki nafileleri de kıl, isle. Amelinden hiçbir şeyi küçük görme. Allah o ameli yaratırken hakir görmedi. Allah, her emrini itinâ ve inayetle vermiştir. .

Farzların edasına itinâ eden, Allah’a en sevgili ibadetlerle kulluk etmiş ve yaklaşmıştır. Farzları kendisine vazifei asliye kabul eden ve nefsinde tatbik eden Hak’kın gözü ve kulağı olur. Seninle isitir, seninle görür, Hak’kın eli senin elindir. Sana hakkıyle biâd edenler, ancak Allah’a biâd etmiş olurlar. Allah’ın eli onların elleri üzerindedir. Onların elleri Allah’ın eli oldugu surette onların elleri üstündedir. Mubayaa ismi faildir. Fail Allah’tır. Onların elleri Allah’ın elidir. Onların elleriyle Ailah-ü Tealâ mubayaa etmisşir. Halbuki mubavaa edenler de onlardır. Nafilelere devam eden, Allah’ın sevgisine nail olur. O kadar ki, Hak onun isitir kulagı, görür gözü olur. Farzları eda eden de bunun aksi olduğu gibi farzlarda mecburi kulluk vardır. O asıldır. Nafilelerde kulluk ihtiyaridir. Nafileye nafile denmesi zait oldugu içindir. .

Sen de vücudda zaidsin. Çünkü Allah vardı sen yoktun. Sonra sen oldun. Vücud hades zaid oldu demek, sen vücud hakkında nafilesin, binaenaleyh senin için nafile denilen ameli yapmak lâzımdır. Zira o, senin aslındır. Farz olan amelleri de yapmak lâzımdır. Çünkü onlar da vücudun aslıdır ki, Hakk’ın vücududur. Farzların edası ile sen onun için oldun. Nafileyi eda ile de sen, senin için oldun. Sen onun için olmaklığın bakımından Onun sana muhabbeti, sen, senin için oldugun cihetteki muhabbetinden çok üstündür. .

Kudsi Hadis: Kulum, farz kıldıgını ibadetlerle bana yaklastıgı gibi hiçbir şeyle yaklaşamadı. Kulum, nafilelerle de bana yaklasır. O kadar ki, onu severim. Sevince de isitir kulağı, görür gözü, tutar eli, yürür ayağı olurum. Benden isteyince mutlaka veririm. Bana sığınınca mutlaka onu korurum, isledigim isler içinde, Mümin kulumun ruhunu kabzetmekteki tereddüdüm kadar, hiçbir şeyde tereddüt etmedim. O, ölümden hoşlanmaz. Ben de onu müteessir etmek istemem. Allah muhabbetinin verdiği neticeye bak; kulun nafilesi de ancak, farzları ikmal ettikten sonra sahih olur. .

Nafilelerin içinde de birçok farzlar ve nafileler vardır. Kıraet, Rüku, Sücud ve benzerleri farzlar gibi. Nafilelerde farzlann bulunması, farzları ikmâl ediyor. Bir Hadis-î sahihde: Cenabı Hak, kulumun namazına bakın. Tamam mı, noksan mı? Tam ise, tam yazılır, eger bir sey noksan ise, bakın kulumun nafilesi var mı? Eğer nafilesi varsa, farzını onlardan ikmâl ediniz. Buyurur, iste, ameller böylece zabta geçer. .

Nafilenin mutlaka farzlardan aslı bulunmalı. Farzlarda aslı bulunmayan, yeni uydurulmuşbir ibadet demektir. Zahir buna bid’at der. Ruhbaniyyet icad ettiler buyurur Resul-ü Ekrem. Bunlardan bir kısmına, güzel adetlerdir der. Ve bunları icad edenler, kıyamete kadar sevap kazanırlar. Bunlar, Şeriatın aslına, ruhuna uygun olan bid’atler ki, bid’ati hasene tâbir edilmiştir. .

Şeriate uymayan ve ser olanlar, bid’ati seyyie’dir. Kötü âdetlerdir, iyi âdetlere uyup, amel etmekte sevap vardır, lâkin, o iyi olan bir seyi, Resulullah’dan sadır olmamıştır diye terk etmekde daha ziyade ecir vardır. .

Resulullah’a sünnetlerde tabi olmaktan, sünnet olmayan seylerde. Resulullah terk ettiği için terkine uymak, şeriatin ruhuna daha uygundur. Çünkü Resulullah, ümmetine birçok seylerin teklifinden hoşlanmaz. Bu da güzeldir diye bir çok ibadetten ibda doğru değildir. .

Kolaylastırın güçleştirmeyin, müjdeleyin nefret ettirmeyin “Hadis” .

Allah size kolaylık murad eder, güçlük murat; etmez. “Ayet” .

Ahmet ibni Hanbel, kavun yemedi. Niçin, dediler. Resulallah nasıl yedi bilemiyorum da ondan, dedi. .

[Muhiddin-i Arabî hazretleri, bu dokuzuncu vasiyetinde çok büyük bir bahse temas etmiştir. Hülâsa bid’atlerin iyi olmadığı neticesine varıyor.] O halde, Resulüllah’ın yapmadığı seylerden kat’i surette kaçmak, yaptığı şeyleri nasıl yaptıgını bilmeden, yapmaktan uzak durmak en emin tarikdir]. .

 

Altın Tavsiyeler
Muhyiddin İbn’ül Arabi