İlahi!

Bütün ulvi babalar senin kulcağızlarındır. Sen mutlak Rabsin. Bütün zıtları cem ettin. Celal ve cemal sahibisin. Zatınla haşmetinin sonu yoktur. Çünkü senin şühudunun sınırı yoktur. Sen bizim müşahedelerimizden ulusun. Kusursuz kemal sahibisin, seni vasfetmemizden daha yüksek cemale sahipsin.

Celalinde sonradan olma varlıkların özelliklerinden yücesin. Ulu cemalin şehvetlere meyletme badiresine düşmekten münezzehtir. Karşıtları birleştirdiğin sırrın hakkı için senden, ayrı işlerimi birleştirmeni istiyorum. Öyle ki varlığının birliğini bana göstersin. Cemalin ridasını giydir bana. Başıma celalin tacını geçir. Böylece beşeri nefisleri ona boyun eğsin. Dik başlı kalpler bana uysun. En kutsal sırlar önüme serilsin. Katında kadrimi yücelt; bu sayede bütün büyüklenenler benim yanımda alçalsın. Üstünlük taslayanlar benim karşımda zelil olsun.

Perçemimden tutup kendine çek. Ruh sahibi olup perçemi senin elinde olan her canlının perçemini elime ver. Halkın ve emrinde bana doğru bir lisan ver. Beni kendinle doldur, karanda ve denizinde beni koru. Halkı zalim olan tabiat köyünden beni çıkar. Beni varlıkların rızıklarından azat et. Bana katından bir burhan ver; bana güven versin. Senden başkasının bana hakim olmasına, güç yetirmesine izin verme.

Zenginliğimin her istenende sana muhtaçlıkta olmasını sağla. Arzu edilen her şeyle ilgili olarak zenginliğinle bana eşlik et. Sen benim yönüm ve makamımsın. Dönüş ve son sanadır. Kırıkları onarır, zorbaları kırar, korkanlara güven verirsin. Zalimleri korkutursun. En yüksek ululuk, en kapsamlı tecelli ve en koruyucu hicap senindir. Münezzehsin. Senden başka ilah yoktur. Sen bana yetersin ve sen en güzel vekilsin. “Rabbin, haksızlık eden memleketleri (onların halkını) yakaladığında, onun yakalayışı işte böyle (şiddetlidir). Şüphesiz onun yakalaması pek elem vericidir, pek çetindir!” “Günaha dalanların ise cezalarını hakkıyla vermişizdir. Müminlere yardım etmek de bize düşer.”

Allah’ım! Ey mahlukatın yaratıcısı, ölüleri çürütüp varlıktan silen, dağınıkları bir araya toplayan, zatların üzerine nurları bahşeden! Geniş mülk ve yüce cennetler senindir. Rabler senin kulların, krallar senin hizmetkarların, zenginler senin yoksullarındır. Sen ise zatın itibariyle başkalarından müstağnisin. Her şeyi yarattığın ve takdir ettiğin, dilediklerine cennetleri ve ipek giysileri, halifelik ve büyük mülk bahşettiğin ismin hakkı için senden hırsımı gidermeni, eksikliğimi tamamlamanı, üzerime nimetlerinin giysilerini giydirmeni, izin ve ilkaya elverişli olacak şekilde isimlerini bana öğretmeni istiyorum.

İçimi korku ve rahmetle doldur. Dışıma heybet ve azamet ver. Öyle ki düşmanların kalpleri benden korksun, dostların yürekleri ise bana ısınsın. Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar. Rabbim! Bana tam bir istidat bahşet ki, kutsal feyzini kabul edeyim, senin mülkünde senin halifen olayım, kullarına yönelik gazabını savayım.

Çünkü sen dilediğini halife kılarsın ve senin her şeye gücün yeter. Sen her şeyden haberdarsın, her şeyi görensin. Allah’ın salât ve selamı efendimiz Muhammed’in, ehlibeytinin ve bütün ashabının üzerine olsun. O bana yeter ve O ne güzel vekildir.

Muhyiddin İbnü’l Arabi