Değerli okuyucular; Burada yazılan bütün bilgiler “Ehl-i Sünnet ve’l Cemaât” yaşantısı içerisinde Efendimiz (s.a.v)’in ve Kur’ân-ı Kerîm’in apaçık belirttiği zâhir hakîkatlerin doğru bir şekilde uygulanmasından ve yaşanmasından sonra ancak doğru bir şekilde yol gösterici olabilecektir. Bunların anlaşıldığı zannedilerek kulluğun gerekleri olan tâatten ayrılmakla dalâlet vâdîsine düşülebilir. Bu hakîkatler ve ilâhî bilgiler kıldan ince ve kılıçtan keskin bir sırât-ı müstakimdir. Zâhiri gözardı ederek bâtına geçmek nefse kolaylık vereceğinden herşeyden önce farzların ve sünnetlerin tatbîki şarttır.


besmele

Şimdi Allah Teâlâ onu ve onun zamânında olan mü’minleri kabz eyledikden sonra, kalan hayvânât gibi kalır. Helâli helâl ve haramı harâm bilmezler. Tabîat hükmüyle, akıl ve şer’den soyutlanmış olan şehvet ile tasarruf ederler. Bundan dolayı kıyâmet onların üzerine kopar (38).

Yâni çocukların sonuncusu ile onun zamanındaki mü’minler âhirete intikâl ettikten sonra, insan sûretinde hayâtta kalanlar, hayvanât gibi kalırlar. Onların hareketleri ne akıl ölçülerine ve ne de şeriat kanunlarına uygundur. Şehvetten ibâret olan tabîat hükmü ile hareket ederler. Dağlarda yularsız gezen hayvânlar gibi yaşarlar. Bundan dolayı insan türünün hálk edilişinden amaçlanan gâye ortadan kalmış olur ve bu âlem ağacı mahsûlsüz kalır ve hálkedilen âlem, Âdem’den evvel nasıl ki rûhsuz tesviye edilmiş bir ceset gibi idiyse, çocukların sonuncusu ile mü’minlerin vefâtından sonra yine o halde kalır.

Ve kıyâmet insanların şerlileri üzerine kopar. Nitekim hadîs-i şerifde buyrulur: “Kıyâmet ancak insânların şerlileri üzerine kopar” ve “İnsânların şerlisi o kimsedir ki, kıyâmet onun üzerine kopar, halbuki o diridir.” Çünkü yeryüzünde “Allah, Allah” diyen bulundukça kıyâmet kopmaz. Nitekim (S.a.v.) Efendimiz buyurur.

“Allah” diyenden kasıt “insan-ı kâmil”dir. Çünkü İnsân-ı Kâmil “Allah” toplayıcı isminin görünme yeridir ve hakkıyla “Allah” diyen ancak odur. Onun dışındakilerde bu kâbiliyet yoktur.Zamânının insan-ı kâmili olan çocukların sonuncusunun intikâlinden sonra âlemin rûhu zâil olup ölü hükmünde kalır; ve en büyük kıyâmet kâim olur. Çünkü görünme yerlerinden her birisinin eceli vardır. Âlem dahi görünme yerlerinden bir görünme yeri olduğundan onun dahi eceli gelir, ölür.

Bitiş: 7 Şubat 1917, Çarşamba, ezâni saat 05:00

Fusûsu’l Hikem-Muhiddîn İbnü’l Arabî

Ahmed Avni Konuk Tercüme ve Şerhi