Değerli okuyucular; Burada yazılan bütün bilgiler “Ehl-i Sünnet ve’l Cemaât” yaşantısı içerisinde Efendimiz (s.a.v)’in ve Kur’ân-ı Kerîm’in apaçık belirttiği zâhir hakîkatlerin doğru bir şekilde uygulanmasından ve yaşanmasından sonra ancak doğru bir şekilde yol gösterici olabilecektir. Bunların anlaşıldığı zannedilerek kulluğun gerekleri olan tâatten ayrılmakla dalâlet vâdîsine düşülebilir. Bu hakîkatler ve ilâhî bilgiler kıldan ince ve kılıçtan keskin bir sırât-ı müstakimdir. Zâhiri gözardı ederek bâtına geçmek nefse kolaylık vereceğinden herşeyden önce farzların ve sünnetlerin tatbîki şarttır.


besmele

Şimdi özel hâli ayırdı, genelleştirmedi;ve bu özel hâlde ilâhi isimler üzerine öne geçti (24).

Yâni (S.a.v.) Efendimiz: “Ben şefâat kapısında Âdem evlâtlarının efendisiyim” buyurmakla efendiliğini özel hâl ile, yâni şefâat kaydıyla, ayırdı ve kayıtladı; “Ben Âdem evlâtlarının efendisiyim” demek sûretiyle efendiliğini genelleştirmedi, yâni işlerin tümünde ve cüz’i ve küllî hâllerde efendiliğini beyân buyurmadı; belki “Siz dünyâ işlerinizi benden daha iyi bilirsiniz” diyerek bâzı cüz’i işlerde ashâb-ı kirâmı hakkında, risâlet-penâhîleri kendisi üzerine üstünlük isbât etti.

İşte bu özel hâlde, yâni şefâat kapısının fethinde, ilâhi isimler üzerine öne geçti. Çünkü nebîlerin sonuncusu (s.a.v.) Efendimiz’in kalbi isimlerin hepsini toplamış bulunan “Allah” isminin görünme yeri ve vücûdu da “Rahmân” isminin görünme yeridir. Bundan dolayı hakîkât-ı muhammediyye ahadiyyet zâtının celâli altında helâk olmuş olan ilâhi isimlerin açığa çıkmasına şefâat ettiği gibi, Rahmân isminin görünme yeri olan (S.a.v.) Efendimiz, kıyâmet gününde Müntakım isminin tecellîsi zamanında mahşer ehli hakkında da genel olarak şefâat eder. Ve “Rahmân” ismi ilâhi isimlerin hepsini toplamış olduğundan, bu şefâati ile diğer ilâhi isimler üzerine öne geçer.

 

Fusûsu’l Hikem-Muhiddîn İbnü’l Arabî

Ahmed Avni Konuk Tercüme ve Şerhi