Değerli okuyucular; Burada yazılan bütün bilgiler “Ehl-i Sünnet ve’l Cemaât” yaşantısı içerisinde Efendimiz (s.a.v)’in ve Kur’ân-ı Kerîm’in apaçık belirttiği zâhir hakîkatlerin doğru bir şekilde uygulanmasından ve yaşanmasından sonra ancak doğru bir şekilde yol gösterici olabilecektir. Bunların anlaşıldığı zannedilerek kulluğun gerekleri olan tâatten ayrılmakla dalâlet vâdîsine düşülebilir. Bu hakîkatler ve ilâhî bilgiler kıldan ince ve kılıçtan keskin bir sırât-ı müstakimdir. Zâhiri gözardı ederek bâtına geçmek nefse kolaylık vereceğinden herşeyden önce farzların ve sünnetlerin tatbîki şarttır.


besmele

Tenzîh edenin gâyesi bu sonradan oluşu, ilimde, ilişkilendirmek için kılmasıdır. O da bu meselede aklı ile konuşan kimse için en iyi yöndür. Eğer o, zât üzerine ilâve ilim isbât etmese idi. Bundan dolayı ilişkilendirmeyi zât için değil, ilim için kıldı; ve bununla ehlullâhdan keşf ve müşâhede sâhibi olan tahkik ehlinden ayrıldı (13).

Yânî vehmî ve aklî tenzîh ile tenzîh eden kimsenin en yüksek mertebesi “hatta na’leme” (Muhammed, 47/31) yânî “Tâ ki biz bilelim” sözünde beyân buyrulan ilimdeki bu sonradan oluşu, yânî ilmin sonradan hâsıl oluşunu, ilmin ilişkilendirilmesi için kılmasıdır; yânî “Sonradan oluş, zâtın aynı olan ilmin hakîkatinden değil, belki bilenin, ilişkilendirmesindendir” demesidir.

Eğer akıl ve fikrî görüş ile konuşan kimse, bu meselede zât üzerine ilâve ilim isbât etmese idi, bu söz, çok iyi bir yön olurdu. Bundan dolayı bu tenzîh eden, ilişkilendirmeyi zât için değil, ilim için kıldı. Oysa bunda bir yön ile bozukluk lüzûmu görülür. Çünkü zât üzerine ilâve olarak diğer bir şey isbât etti ve işte bu sebeble de ehlullâhdan keşf ve müşâhede sâhibi olan tahkik ehlinden ayrıldı. Çünkü tahkik ehli indinde, his ve şehâdet âleminde her bir görünme yerinde açığa çıkan ilim,onların a’yân-ı sâbitelerinin izâfi yoklukları hâlinde sâbitlik bulan ilmin ayrıntısıdır ve bu ilim zât üzerine ilâve bir şey değildir. Nitekim daha önce misaller ile îzâh edildi.

 

Fusûsu’l Hikem-Muhiddîn İbnü’l Arabî

Ahmed Avni Konuk Tercüme ve Şerhi