Değerli okuyucular; Burada yazılan bütün bilgiler “Ehl-i Sünnet ve’l Cemaât” yaşantısı içerisinde Efendimiz (s.a.v)’in ve Kur’ân-ı Kerîm’in apaçık belirttiği zâhir hakîkatlerin doğru bir şekilde uygulanmasından ve yaşanmasından sonra ancak doğru bir şekilde yol gösterici olabilecektir. Bunların anlaşıldığı zannedilerek kulluğun gerekleri olan tâatten ayrılmakla dalâlet vâdîsine düşülebilir. Bu hakîkatler ve ilâhî bilgiler kıldan ince ve kılıçtan keskin bir sırât-ı müstakimdir. Zâhiri gözardı ederek bâtına geçmek nefse kolaylık vereceğinden herşeyden önce farzların ve sünnetlerin tatbîki şarttır.


 

besmele

Nitekim mutlak hamd ancak söz ile geçerli olur; velâkin ma’nâda onu hâlin kayıtlaması lâzımdır. Bundan dolayı seni Allâh’ın hamdine sevkeden şeyin hamdi, sana fiil ismi ile veyâ tenzîh ismi ile kayıtlanmıştır (7).

Yânî daha önce îzâh edildiği üzere lütûf isteksiz olmaz. O istek ile kayıtlıdır. İstemeden olan mutlak lütûf ancak sözlü isteğe göredir. Bundan dolayı söz ile istek ve talep olmaksızın ulaşan lütûflara, mutlak lütûf deriz. Oysa bu lütûf hakkında hâl ve istîdâd lisânı ile mânen istek olmuştur.

İşte bunun gibi mutlak hamd dahi söze göre mutlak hamd’dır; yoksa ma’nâya göre mutlak hamd değildir. Çünkü o hamdi bir hâl kayıtlar. Meselâ karnın acıksa “Yâ Rab bana yemek ver!” diye söz ile talep etmeksizin Hakk’ın lütfû olarak, daha önce evinde mevcût olan yemeği yesen bu bir lütûftur; fakat söz ile talep gerçekleşmediği için mutlak lütûftur. Velâkin mânen sen hâl ve istîdâd lisânınla onu Rezzâk’tan talep etmiş idin. Bu îtibâr ile kayıtlı lütûftur.

Şimdi, o yemeği yedin ve “elhamdülillah” dedin. İşte bu hamd söz îtibârıyla mutlak oldu. Çünkü bütün isimleri toplamış olan Allâh’a hamd ettin. Fakat ma’nâda, isimlerin hepsine hamd etmedin. Belki Rezzâk ismine hamd ettin. Yânî senin bu hamdin, örneğin Dârr ve Mâni’ isimlerine değildir. Çünkü rızık lütfû bu isimlerden olmadı, ancak Rezzâk isminden oldu.

Ve aynı şekilde sıhhatine ve endâmının güzelliğine hamd ettiğin zaman, onlar Bârî ve Hâfız isimlerinin görünme yerleri olduğu için, fiillerin isimlerinden olan bu isimlere hamd etmiş olursun. Bundan dolayı “elhamdülillah” dediğin zaman, söz ile mutlak olan bu hamdini, mânen bu işlerin fâili olan isimlere hamd etmiş olmakla kayıtlarsın. Veyâhut “Allah’a hamd ve senâ olsun ki, bizi buna hidâyet eyledi” dediğin zaman, aynı şekilde bu hamdin söz ile mutlak olur. Fakat mânen hamdin tenzîhi isimlerden olan Sübbûh ve Kuddûs isimlerine olduğu için, bu hamdini tenzîh ismi ile kayıtlamış olursun.

 

Fusûsu’l Hikem-Muhiddîn İbnü’l Arabî

Ahmed Avni Konuk Tercüme ve Şerhi